uknl

Yargı Kararı

Dün telefonum çaldı ve İzmir'den bir vajinismus vakası arıyordu.  6 yıllık evli idi. Evliliği boyunca tedavi olmak istemiş ama eşi tedaviye yanaşmamıştı. Ağlayarak ne yapacağını soruyordu. Vajinismus, kadının psikolojik kökenli bir sorunu olmasına rağmen, evlendiğinde eşinin de sorunu olmaktadır. Evlendiği gün eşi, iyi ve kötü günde yanında olmak için söz vermektedir.
 
Eğer eşiniz bunca yıldır ve bundan sonra da tedaviniz için size yardımcı olmuyor ve görmezden geliyorsa;
 
1- durumu böyle kabul edip yaşayacaksınız
 
2- tedaviyi kendi olanaklarınızla başlatacaksınız
 
3- ya da boşanma kararı vereceksiniz... Bu karar da ise Türk Hukuk Sistemi kadından yana karar vermekte ve boşanmayı haklı bulmaktadır. ( Aşağıda, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin tüp bebek isteminde bulunan ama erkeğin tedaviye yanaşmadığı davada kadını haklı görmüştür. Aynı durum vajinismus için de geçerlidir. Çünkü bebek özlemi olduğu gibi cinsel fonksiyon eksikliği de gündemdedir.
 
Dipnot:
1- Bir de madalyonun diğer yüzü var; eş çok anlayışlı ve bir çok tedaviye götürmüş ama  kadın sorunu yenememiş. maddi ve manevi yıpranmışlar..  Bu durumda muhtemel yargı erkeği haklı görecektir. Bu nedenle vajinismus için gideceğiniz terapi sizi sonuca ulaştıracak bir yöntem olmalıdır.
2-  Çok çok anlayışlı eşler ise durumu olduğu gibi kabul edip, cinselliği yüzeysel yaşarak evliliklerini sürdürmektedirler.
3- Bir kısım erkek ise yaşayamadığı cinselliği kendini haklı görerek dışarıda aramaktadır.
 
 
 
Tüp bebek tedavisinden kaçınmak boşanma nedeni sayıldı  
 
ANKARA  (ANKA) - Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olmak isteyen eşinin isteğine uymayan kocayı haksız buldu. Yargıtay, tüp bebek tedavisinden kaçınmayı boşanma nedeni saydı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, boşanma ile ilgili emsal bir karara daha imza attı. Dairesi, tüp bebek tedavisinden kaçınan kocayı haksız bularak, bu durumun boşanma nedeni olabileceğini belirtti.
 
Çocuk sahibi olmak isteyen S.B. ye doktorlar, tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olabileceğini söylediler. S.B. nin kocası K.B. tedavi için doktora gitmeyi kabul etmedi. S.B. de tüp bebek tedavisinden kaçınan kocasından boşanmak için dava açtı. Yerel Mahkeme, S.B. nin açtığı boşanma davasını reddetti.
 
S.B. kararı temyiz etti. Dosyanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozarak, davanın kabul edilmesi gerektiğini belirtti. Gerekçeli kararda şu görüşlere yer verildi:
“Toplanan delillerle davalı kocanın tüp bebek tedavisinden kaçındığı ve birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu halde, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşmaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır”


 ‘Cinsel ilişkide bulunmamak kişilik haklarına saldırıdır!’
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, evlilik süreci içerisinde eşiyle cinsel ilişkide bulunmayan kocayı tazminat ödemeye mahkum etti

ANKA
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, evlilik süreci içerisinde eşiyle cinsel ilişkide bulunmayan kocayı tazminat ödemeye mahkum etti. Yargıtay, verdiği kararda cinsel ilişkide bulunmamayı da ‘kişilik haklarına saldırı’ olarak yorumladı.

Eşinin kendisiyle birlikte olmadığı gerekçesiyle boşanma ve tazminat talebiyle açılan davada Ankara 3. Aile Mahkemesi’nin verdiği kararı bozan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, cinsel birleşmenin olmaması nedeniyle kocanın tazminata mahkum edilmesi gerektiğine karar verdi.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, verdiği kararda şu görüşleri dile getirdi:

“Erkek eş tarafından psikolojik nedenlerle de olsa cinsel birleşmenin gerçekleştirilmemesi kadına manevi tazminat verilmesi için yeterlidir. Ruhsal nedenlerle de olsa cinsel birleşmenin gerçekleştirilmemesi kusur oluşturur. Davacı kadının kişilik haklarına saldırının varlığı sabittir. Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.”

Anket

  Vajinismus sorunum için;